MİTOLOJİ

Aeneas Efsanesi : Roma’nın Kuruluş Mitolojisi

Vergilius’un ünlü destanı Aeneas efsanesi,  Homeros’un bıraktığı yerden; yani Troia Savaşın’dan sonrasını ele alır. Özetle Aeneas’ın Troia’dan Tanrı isteği ile yanına ailesini de alarak kaçtıktan sonra tanrıça Juno’nun öfkesine uğrayıp uzun süre diyar diyar dolaşmasını ve ardından İtalia’ya gelerek sonradan Roma olacak Lavinium kentini kurmasını konu alır.

Troia soyundan birinin gün gelip, yeryüzündeki tüm şehirler içinde en sevdiği şehir olan Kartaca’yı yerle bir edeceği kehanetini bilen Juno, Neptünüs’un oğlu Aiolis’in yanına gider. Fırtınalarını Aeneas’ın üstüne salmasını ister. Karşılığında on dört peri kızından en güzeli, en alımlısı olan Deirope’yi karısı olarak vereceğini söyler. Aiolis tanrıçanın bu istediğini kabul eder ve fırtınayı başlatır.

Neptünüs, denizden gelen fırtınanın sesini duyunca kendisinden habersiz fırtınalar çıkmasına çok sinirlenir. Denizlerin kontrolünün kendisinde olduğunu ve Aiolis’in yaptığının karşılıksız kalmayacağını söyleyerek fırtınayı dindirir. Aeolis’in fırtınalarıyla alabora olan donanmadan geriye kalan yedi gemi Kartaca yakınlarında karaya çıkar. Bu sırada Jupiter ve Venüs olanı biteni izlemektedir. Venüs  Jupiter’e Aeneas’ın başına gelen kötülüklerin ne zaman biteceğini, neden yolların oğluna kapandığını, sözünden neden döndüğünü sorar. Jupiter ona korkmaması gerektiğini söyler. Aeneas’a olan düşüncesinin değişmediğini, söz verilen kente ulaşacağını söyler. Merkür’ü Kartaca Kalesi’ne göndererek Troia’lıların misafir edilmesini emreder.

Kartaca Kraliçesi Dido ile evlilik!

Kartaca kraliçesi Dido, tanrıların habercisi Mercür’ün isteğiyle, Aeneas ve beraberindeki Troialıları ağırlar. Burada Aeneas    Troia’nın yıkılışı, oradan kaçışı ve oradan sonra başına gelenleri anlatmaya başlar.

Troia  at hilesiyle yerle bir olmuştur. Rüyasında kendisine görünen Hektor ona Troia’dan gidip kendisine başka topraklarda başka bir ülke kurmasını söyler. Sonrada Jupiter‘in yolladığı işaretle, yaşlı babası Anchises’i sırtına alır, yanında da karısı Creusa ve oğlu Ascanius ile alevler içindeki Troia’dan kaçar, ancak karmaşa sırasında karısı Creusa‘yı kaybeder. Karısının ruhu kendisine görünüp ondan şehri terk ederek yeni ülkesine kral olmak üzere yola çıkmasını isteyince onun öldüğünü anlayan Aeneas, babası, oğlu ve yoldaşları ile birlikte şehirden ayrılır.

Önce Trakya‘ya, ardından Girit‘e sonra da Strophades‘e gider, diyar diyar  gezindikten sonra Sicilya‘ya varır ve burada babası Anchises’i kaybeder. Ardından Juno‘nun çıkardığı bir fırtına onları Kartaca’ya getirmiştir.

Hikâyeyi duyan Kartacalılar cesur savaşçıları ağırlamaktan memnun olurlar. Kralice Aeneas’dan etkilendiğini kardeşi Anna’ya itiraf eder. Dido  ile Aeneas arasındaki yakınlık da aşka dönüşür. Dido ile evlenen Aeneas mutluluğu bulunca, kendisine verilen tanrısal görevi unutmuştur. Tanrıların habercisi Mercür gelerek ona yeni bir kent kurma görevini hatırlatır. Aeneas istemeyerek de olsa Dido’yu terk ederek Tanrılar tarafından kendisine verilmiş bir görevi yerine getirmek için yoluna devam etmek zorunda kalır.

Dido’nun intiharı!

Delicesine âşık olduğu Aeneas’ı kalmaya ikna edemeyince terk edilmeyi kaldıramayan kraliçe Dido kız kardeşi Anna’dan yardım ister. Aeneas’ı Anna’da ikna edemeyince Dido intihar etmeyi planlar. Kardeşini üzmemek için üzüntüsünün tesellisini bulduğunu, bilicilere danıştığını söyler. Aeneas’ın eşyalarını yakılması için toplatır. Avluya büyük bir odun yığını hazırlatır.

Aeneas o gece uykusunda Merkür’ün kendisine acele etmesini söylemesi üzerine yola çıkar. Herkes uykudayken gemiler Kartaca kıyılarını terk eder. Gemilerin ayrılmış olduğunu gören  Dido odun yığınının üzerine çıkar ve bir hançerle canına kıyar. Juno kraliçenin acı çekmesine üzülür ve ruhunu alması için İris’i gönderir.

Aeneas önce, babasının ölüm yıldönümünde onun adına tören hazırlayıp oyunlar düzenleyeceği Sicilya‘ya gelir. Anchises’in mezarına şaraplar, sütler, adak kanları serperler. Bu sırada tapınaktan çıkan büyük bir yılan dolanır ve kimseye zarar vermeden mezarın derinliklerinde kaybolur. Aeneas gördüklerine bir anlam veremez. Dokuz gün yas tutarlar. Onuncu gün bütün halk toplanır ve yarışlar başlatılır. Ödüller ilan edilir.

Öfkesi dinmemiş olan Juno donanmanın olduğu yere bir ulak kız gönderir. Ulak kız  Ismaruslu Doryclus’un karısı Beroe’nin kılığına girip kadınların arasına karışarak rüyasında kahin Cassandra’yı gördüğü, vadedilen şehrin orada kurulması gerektiği düşüncesini yayar. Gelin gemileri yakalım ve burada kalıp kent kursunlar der ve donanmaya yanan bir odun fırlatır. Kadınlar Beroe olmadığını anlayıp Aeneas’a donanmanın ateş aldığını haber verirler. Donanmanın alevler  içinde olduğunu gören  Aeneas tanrı  Jupiter’e yakarır. Jupiter  gökyüzünü bulutla kaplayıp yağmur gönderse de donanmanın bir kısmı yanmıştır.

Yaşlı Nautes’in Öğüdü!!

Ne yapacağını düşünen Aeneas’a yaşlı Nautes; güçsüz ve yaşlıları, korkan kadınları Dardanoslu Acestes önderliğinde bir kent kurmak için burada bırakmaları gerektiği, öğüdünü verir. Gece olduğunda babasının görüntüsü Aeneas’ın karşısına çıkar ve kendisini Jupiter’in gönderdiğini, Nautes’in fikrini onaylamasını, yeraltında kendisini ziyaret etmek isterse Sibylla’yı bulmasını, Elysium’a gelmesini söyleyerek karanlıkta yok olur.  Aeneas başta Acestes olmak üzere tüm yoldaşlarını çağırarak babasının söylediklerini, Jupiter’in isteklerini anlatır. Acestes yapılan teklife çok sevinir. Dokuz gün boyunca burada kurulacak Aceste kenti planlanır, kalacaklar seçilir, gemiler tamir edilir. Dokuz gün sonra gemilerle tekrar yola çıkılır.

Kâhin Sibylla İle Ölüler Ülkesine Yolculuk!

Venüs’ün isteği ile, Neptünüs‘ün yardımları sayesinde gemiler İtalia kıyılarında Cumae sahiline varırlar. Aeneas Cumae‘da kâhin Sibyllayı bulur ve ondan, yer altı ülkesine gidip babasını görmesi için kendisine yardım etmesini ister. Sibylla Avernus’a inmenin kolay, çıkmanın zor olduğunu anlatır ve bir ağaçtan bahseder. Proserpina’nın sunağına dalları yaprakları altından olan ağaçtan bir dal gereklidir. Aeneas annesinin ona kılavuz olarak gönderdiği iki beyaz güvercin sayesinde ağacı bulup bir dal koparır.

Aeneas Sibylla  önderliğinde ölüler ülkesine doğru yola çıkar. Aornos gölüne gelir, burada adak olarak  dört boğa kurban ederler ve yer altı kapıları açılır.Yaslar, dertler, yaşlılık, korku, açlık, yoksulluk, ölüm gibi kavramların gölgeleri; Centauroslar, yarı balık Scyllar, yüz kollu Briareus, Chimaera, gorgonlar, üç gövdeli gölgeler, harpyler arasında ilerlerler.

Styx ırmağına geldiklerinde pis sakallı, yaşlı, çirkin kayıkçı Charon karşılar onları. Kayıkçı birkaç ruhu kayığına alıp kalanını küreğiyle itip kakmaktadır. Aeneas nedenini merak edip Sibylla’ya sorar. Sibylla gömülmeyenlerin, arkasından tören düzenlenmeyenlerin, ruhlarının yüz yıl bu kıyılarda beklediğini anlatır. Aeneas kıyıda bekleyen ruhların içinde  yoldaşlarından Palinurus’u görür. Nasıl olup da buraya geldiğini sorar. Palinurus dümenin kırıldığını ve suya savrulduğunu söyler. Üç gece suda sürüklenip  İtalya kıyılarına çıkmıştır. Dinlenmek için oturduğunda eli kılıçlı insanların soymak için kendisine doğru geldiklerini gören Palinurus  tekrar suya atlar ve bedeni Velinos kıyılarına çarpar. Palinurus yoldaşından kendisini gömmesini, bu eziyetini bitirmesini ister . Sibylla ona böyle ağlayıp sızlamamasını, komşu halkların bedenini bulacağını, adına uygun törenler düzenleyip, gömüleceği yere Palinurus diyeceklerini söyler. Palinurus duyduklarına sevinir. Aeneas’la Sibylla Ckaron’nun yanına gelirler.

Yeraltı Ülkesinin Bekçisi Üç Başlı Cerberos!

Charon buraya ait olmadıklarını söyler ve gitmelerini söyler. Sibylla Charon’a neden geldiklerini, Aeneas’ın kim olduğunu açıklar ve altın dalı gösterir. Dalı gören Charon Sibylla’yla Aeneas’ı karşıya geçirmeyi kabul eder. Karşı kıyıda yer altı ülkesinin bekçisi üç başlı Cerberos onları beklemektedir. Sibylla önceden hazırladığı bir karışımı onlara atarak derin uykuya yatmalarını sağlar ve yollarına devam ederler. Yer altının yargıcı Minos’un kontrolünde ağlayan, inleyen çocuk ruhlarını görürler.

Aeneas burada Dido‘yu da görür, göğsünde o ayrılırken sapladığı hançerden kan damlamaktadır Aeneas özür diler, tanrıların buyruğuyla onu terk ettiğini, bunun kendi seçimi olmadığını söyler ancak Dido ona aldırmayarak ilk kocası, tek aşkı Sichaeus’un yanına gider. Aeneas çok üzülür ve gidişlerini ağlayarak izler.

Aeneas bu korkunç yerlerden geçerek Elysium bahçelerine varır. Burada babasıyla konuşan Aeneas ondan Roma‘nın geleceğini, krallarını, yapacağı savaşları öğrenir ve tekrar Sibylla rehberliğinde yeryüzüne geri döner. Ardından yine gemisiyle birlikte yollara düşerek sonunda Tiber ırmağının kıyısındaki Latium’a varır.

Ülkenin kralı Lauranthum nymphası Marica’yla bilici Faunus’un çocukları olan  Latinus‘un Lavinia isimli tek bir  kızı vardır. Latinus‘ın karısı kraliçe Amata kızının Turnus ile evlenmesinden yanadır. Kız evlilik çağına geldiğinde baba Latinus bir kehanet merkezine gider ve burada kendisine şu sözler söylenir;

        ‘’…Görüyoruz gelişini

         Yabancı bir yiğitin, arıların uçtuğu yönden, yanında

         Orduyla bize yöneldiğini, içkalede yerleştiğini.’’

                

Kahin bunları söylerken sunağın yanındaki Lavinia’nın saçlarını alev kaplar ve her yere dağılır. Bunun bir işaret olduğunu düşünür ve kehaneti kızın, halkı büyük bir savaşa sürükleyeceği olarak yorumlarlar.

Tiber nehrinin kıyısında Aeneas ve yoldaşları karaya çıkarlar.

Bize vadedilen topraklar burasıdır diyerek şölen düzenlerler, tanrılara adaklar sunar,  her birini ayrı ayrı kutsarlar. Jupiter de cevaben gökyüzünde şimşeklerini çakar. Sabah olduğunda kenti kenti keşif için Aeneas yüz kişiyi görevlendirir. Ellerine zeytindalı vererek Latin kralının yanına gönderir. Kalanlarda surların, evlerin yerlerini yapmaya başlar.

Seçilenler şehre doğru yol alırlar. Yabancıların kente doğru geldiğini duyan kral kehanetin gerçekleştiğini anlar ve gelenleri dostça karşılar. Aynı soya dayandıklarını belirterek neden geldiklerini sorar. Krala cevap veren Ilioneus  Jupiter soyundan geldiklerini, buraya  yerleşmek istediklerini anlatır. Uzun zamandır denizde olduklarını, kendilerinin kötü bir amaçları olmadığını, toprağa ihtiyaçları olduğunu söyler. Nezaketen yardım istediklerinden, kendileriyle yurt kurmak isteyen bir çok ülkeye hayır dediklerinden bahseder ve krala birbirinden değerli hediyeler sunar. Hediyeleri gözü görmeyen kral yalnızca kehaneti düşünür. Gülerek Latin toprakları Troialılarındır, yerleşmelerinde bir sakınca yoktur der. Kendisine açıklanan kehanetten bahseden kral  Aeneas’la tanışmak, barış için el sıkmak ister. Evlilik çağında bir kızı olduğunu, gelen bir yabancıyla evlendirilmesi gerektiğini anlatır. Sonra kral konuklarına üç yüz güzel at,  Aeneas içinse iki güzel at ve bir araba verir. Armağanları alıp, barış koşullarını öğrenen elçiler Aeneas’ın yanına dönerler.

Juno’nun Öfkesi!

Havada dolaşırken İtalya topraklarında Troialıları gören Juno bu duruma çok öfkelenir. Yeraltında bile kimsenin sevmediği korkunç Allecto’dan Aeneas’ın İtalya’ya yerleşmesini engellemesi konusunda yardım ister. Kızının Rutuluslara gelin gitmesini isteyen kraliçe Amata’nın yanına gelen Allecto saçlarından bir yılanı alıp duygularını kışkırtmak için kraliçenin üzerine atar. Yılan kadının yüzüne zehrini üfler ve kraliçe çıldırır.

Turnus’un  yanına yaşlı bir kadın kılığında giden Allecto onu ordu toplayıp hakkı olan kızı ve Latium egemenliğini Troialılara bırakmamak için savaşması yönünde kışkırtır. Bunun üzerine Rutuslular Troialılara karşı savaşa girişir. Bu esnada yine Allecto  Ascanius‘un bilmeden kral Latinus’un evcil  geyiğini öldürmesini sağlayarak Latinleri de Troialılara karşı savaşa sürükler ve  Latinus da Troialıları kendilerine düşman ilan etmek durumunda kalır.

Irmak tanrısı Tiberinus rüyasında Aeneas‘a görünerek ona Pallatinus tepesinde hüküm süren Arcadialı kahraman Euandrus‘u bulmasını öğütler. Aeneas söyleneni yapar. Euandrus, Aeneas’ı dostça ağırlar ve oğlu Palas‘ı onun yanında savaşması için yollar.

Bu sırada gökyüzüden olup biteni izleyen Venus odasında savaşın korkusuyla oturmaktadır. Kocası Vulcanus’un yanına gider ve Aeneas için silahlar, pusatlar yapmasını ister.

Savaşta Palas, Turnus tarafından öldürülür.

Aeneas ve Euandrus Palas’ın ölümünden büyük acı duyarlar. Zaman zaman tanrıların kışkırttığı, yön verdiği savaş uzun bir süre devam eder. Aslında savaştan yana olmayan Aeneas, Pallas’ın ölümünden dolayı büyük bir öfkeye kapılmıştır. Karşı karşıya geldiklerinde Turnus ’u yaralar ve Turnus kendisini bağışlaması için ona yalvarır. Babası Anchises’in  kendisine yalvaranları bağışlaması gerektiği öğüdü aklına gelir. Aeneas tam Turnus’un hayatını bağışlayacakken belinde Pallas‘ın kemerini görür. Euandrus‘un oğlunun ölümünden yaşadığı derin üzüntüyü hatırlar ve babasının öğüdüne rağmen Turnus’u öldürür. Savaş Troialıların zaferiyle sonuçlanır Troialılarla Latinler birleşirler.

Roma kenti kaynaklara göre MÖ 21 Nisan 753 yılında kurulmuştur. Roma’nın kuruluşuyla ilgili hikâyeler çelişkilidir, ancak dikkat edilmesi gereken iki ana kurucu figür Romulus ve Aeneas’tır. Roma kentinin ilk kralı sayılan Romulus Aeneas’ın soyundan gelenler arasındadır. İşte Romalıların atası Aeneas efsanesi Vergilius’un anlatımıyla günümüze bu şekilde ulaşmıştır.

Romulus ve Remus efsanesi yazımıza buradan ulaşabilirsiniz.

 

Kaynak;

Didem KÜÇÜKAYTEKİN, Aeneas Vergılıus (Ege üniversitesi,2015)

 

Kopukuçurtma

Herşeyi yazdı bir tek hakkında yazamadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
İçerikler korunuyor.